Online Music & Poet

Pazar, Nisan 09, 2006

Ben Sana Mecburum

BEN SANA MECBURUM

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.

Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun.

Belki haziran da mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin.

Atilla İLHAN

An Gelir

görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
saatli bir bombadır patlar
an gelir
Attila ölür

Şiirlerinizin Blog da yer alması için

Blog da sizinde Tuzunuz olsun

umutcandan@gmail.com adresine şiirinizi adınızı ve soyadınızı gönderebilirsiniz.

Ceviz Ağacı

Ceviz Ağacı

Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,

Budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.

Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.

Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.

Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,

Koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil.

Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.

Yüz bin elle dokunurum sana,

İstanbul'a.Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.

Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul'u.Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.

Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Balçik - 01.07.1957Nazım Hikmet RAN

Sesleniş/Uğur MUMCU

Uğur MUMCU / Sesleniş


SeslenişDağ gibi karayağız birer delikanlıydık. Babamız,sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerkenbizler bir mum ışığında bitirdik kitaplarımızı.Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğiniyüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya.Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık.Vurulduk ey halkım, unutma bizi...Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçelertakıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez.İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getirenbirer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik,doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız,arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı.Yaşamımızın en güzel yıllarını birer taze çiçek gibiverdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep.Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...Fidan gibi genç kızlardık. Hayat, şakırdayan birşelale gibi akardı gözbebeklerimizden. Yirmi yaşında,yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, işkencecilerinacımasız ellerine terk edildik. Direndik küçücükyüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla.Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi,taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldivengibi. Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılarerkekliklerinden.Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi...Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımız düğümlenmişti.Hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerinelinde öldürüldük acınmaksızın. Gelinliklerimizinütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmişkocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşıgibi savrulduk. Vicdan sustu. Hukuk sustu. İnsanlıksustu.Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi...Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibidolaşıyordu derilerimizde. Uydurma davalarlakapattılar hücrelere. Hastaydık. Yurtdışına gitseydikkurtulurduk belki. Bir buçuk yaşımızdaki kızlarımızıöksüz bırakmazdık. Önce, kolumuzu, omuz başındankeserek, yurtseverlik borcumuzun diyeti olarakfırlattık attık önlerine. Sonra da, otuz iki yaşındabırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...Giresun’daki yoksul köylüler, sizin için öldük.Ege’deki tütün işçileri, sizin için öldük. Dogu’dakitopraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul’daki,Ankara’daki işçiler, sizin için öldük. Adana’da,paramparça elleriyle ak pamuk toplayan işçiler, siziniçin öldük.Vurulduk, asildik, öldürüldük ey halkim, unutmabizi...Bagimsizlik, Mustafa Kemal’den armağandı bize.Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilenülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara.Mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizliemirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmekistediler. Amerikan üsleri kaldırılsın, dedik, sokakortasında sorgusuz sualsiz vurdular.Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım,unutma bizi...Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizisavunduk; komünist dediler. Ülkemiz bağımsız değildedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. KurtuluşSavaşı’nda emperyalizme karşi dalgalandirdigimizbayragimizi daha da dik tutabilmekti bütün çabamiz.Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamakistemediler.Vurulduk ey halkim, unutma bizi...Henüz çocuklugumuzu bile yaşamamiştik. Bir kadin elinedegmemişti ellerimiz. Bir sevgiliden mektup bilealmamiştik daha. Bir gece sabaha karşi, prangavurulmuş ellerimiz ve ayaklarimizla çikarildik idamsehpalarina. Herkes taniktir ki korkmadik. Içimiztitremedi hiç. Mezar topragi gibi taptaze, mezar taşigibi dimdik boynumuzu uzattik yagli kementlere.Asildik ey halkim, unutma bizi...Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasindavuranlar, agabeyimiz, babamiz yaşlarindaydilar. Ya budüzenin kirli çarklarina ortak olmuşlardi ya dasusmuşlardi bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir günbile, karşisindakilere bagirmamiş insanlarin gözleriönünde, öldürüldük. Hukuk adina, özgürlük adina,demokrasi adina, Bati uygarligi adina, bizleri, birşafak vakti ipe çektiler.Korkmadan öldük ey halkim, unutma bizi...Bir gün mezarlarimizda güller açacak ey halkim, unutmabizi...Bir gün sesimiz hepinizin kulaklarinda yankilanacak eyhalkim, unutma bizi.Özgürlüge adanmiş bir top çiçek gibiyiz şimdi, hepbirlikteyiz ey halkim, unutma bizi, unutma bizi,unutma bizi...

Aşkımız

Aşkımız

Zulmü pek çok insafı az
Hayata karşı aşkımız
Ne etseler ki çatlamaz
Bir sabır taşı aşkımız.

Samanlık seyran dediğin
Aşkımız aşk ile zengin
Dünyada her güzelliğin
Yol arkadaşı aşkımız.

Alın yazım alın yazın
Yıldızım oldu yıldızın
Temeli sağlığımızın
Herşeyin başı aşkımız

Cahit Sıtkı Tarancı

İçerde

İçerde

İçerde Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğruna ölümlere gidip geldiğim,
Zulamdaki mahzun resim,
Haberin var mi?

Welcome

Online Müzik ve Şiir blog una hoş geldiniz..


 

Free Website Counter